Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
Alkollü araç kullanınca ehliyetine 2030 yılına kadar el konuldu
Alkollü araç kullanınca ehliyetine 2030 yılına kadar el konuldu
Merkel: 'Libya'nın Suriye olmasına izin vermemeliyiz'
Merkel: 'Libya'nın Suriye olmasına izin vermemeliyiz'
Kanlı cinayet aydınlatıldı
Kanlı cinayet aydınlatıldı
Uzmanlardan 'coronavirus' uyarısı
Uzmanlardan 'coronavirus' uyarısı
'Türkiye NATO'ya en çok katkı sağlayan ülkeler arasında'
'Türkiye NATO'ya en çok katkı sağlayan ülkeler arasında'

Ayşe Konakcı

ZİMEM DEFTERİ !
7 Aralık 2019 Cumartesi

“Konya’nın göbeğinde bir bakkal...

Mahallede öyle yoksul insanlar var ki

Bakkal Mehmet abi,

Küçük poşetlerde bir yemeklik sıvı yağ;

Bir avuç toz deterjan;

Kaşıkla salça satıyor (çoğu veresiye).

Biliyorum, gözünle görmesen inanmazsın.

Ama ben yine de duy istedim."

Yüreğim sızlıyor.

Günlük hayatta da tanıdığım bu paylaşımı yapan öğretmen kardeşimize mesaj yazıyorum:

“Bu bakkal nerede, biz nasıl yardımcı olabiliriz?"

Cevap:

“As. Ayşe abla, sağ olun.

Galiba bu bakkallardan çok var ama bugün öğrendiğim bir tanesiydi. Karatay Rehberlik Araştırma Merkezinin (RAM) hemen karşısında. Şems Tebrizi Mahallesi."

İş yerimin de olduğu mahalle.

Daha bir içimin sızısı artıyor.

“En kısa zamanda gidip göreceğim, çok üzücü." diye cevap yazıyorum.

Bir zamanlar Konya'nın köklü ailelerinin yaşadığı bir mahalle burası.

Bahçeli, cumbalı kerpiç evlerden 50-60 yıl önce çirkin apartmanlara evrilmiş.

Kadim şehrin kalbinde.

Ve  sakinlerinin çoğunun çoktan terk ettiği bir semt.

Bağrında ruhumun şifası Şems-i Tebrizi türbe ve camisi.

Bakımsız apartmanlarda bir yerlere gidecek gücü olmayan, az sayıda kalmış eski sakinleri yaşıyor.

Geri kalanını Konyalı’nın Doğanlar diye tabir ettiği Roman vatandaşlarımız ve Suriyeli muhacirler doldurmuş.

Bir öğleden sonra için program yapıyorum.

İlk önce oralarda oturan Suriyeli Emine ablamızın kapısın çalar bir kahvesini içer, sonra da bu bakkalı ararım diyorum.

Ara sokaklarda araya araya bir defa gittiğim dışarıdan iç karartan içi ayrı bir karartan Emine ablamın  apartmanını buluyorum.

Her daim açık demir kapı, mozaik zeminler, dar merdivenler, merdiven boşluğuna bakan camları kırık pencereler, çalmayan ziller, yanmayan lambalar.

Neyse ki yerler temiz, birileri süpürüyor belli.

Maalesef Emine abla yok.

Elim boş dönüyorum.

Sokağın bitiminde 3 kız çocuğu bir apartmanın girişinde oturmuşlar.

Biri elindeki meyve suyu kutusunu yere atıyor.

Yanlarına gidiyorum gülümseyerek

“Bunu al yerden evinizde ki çöpe at, ya da sokakta ki çöp kutusuna atıver" diyorum.

Bana anlamaz gözlerle bakıyor.

Bu sefer beden dilini de katıp tekrarlıyorum.

Yanında ki diğer kız çocuğu "Ben anladım" diyor ve fırlayıp hemen yerdeki çöpü alıyor.

Etrafa bakınıyoruz çöp kutusu nerede diye, çocuklar da benimle geliyor ve diğer sokağın ucunda görüyorum bir tane.

İşaret ediyorum.

Başlarını sallıyorlar ve karşı köşede atılmış çöpleri de toplayıp koşarak gidip topladıklarını çöpe atıp geri geliyorlar.

Emine ablaya kısmet olmayan kurabiye kutusu  Suriyeli bu güzel yüzlü çocukların nasibi oluyor.

İçimde "Allah'ım bu gurbet kuşlarını ve tüm çocuklarımız koru." diye dua ederek yola revan oluyorum.

Orası mıdır bilmem,  tarif edilen yerde bir bakkal çıkıyor karşıma.

İçeri girdiğimde bir orta yaşlı bey ile yanında oğlu olduğunu düşündüğüm bir genç karşılıyor beni.

Ben meramımı anlatmaya çalışırken bir teyze giriyor içeriye.

Kıyafeti  ve yüz ifadesi halini arz ediyor, kelimelere hacet yok.

“Kaç lira borcum?" diyor.

Veresiye defterini çıkarıyor bakkal ve cevap veriyor

"42 lira."

Elinde ki 20 lirayı uzatıyor mahcup bir gülümseme ile

“Borcumdan düş."

“Bir de süt alacaktım, bir viyol da yumurta. Ne kadar tuttu?"

Bakkal "Süt 7.5, yumurta 12.5, toplam 20 TL" diye cevap veriyor.

“Desene bizim borç yine 40 lira oldu."

Kucağında sütü ve yumurtası, yüzünde mahçup gülümsemesi  çıkıp gidiyor.

“Gerçekten bir kaşık salça, bir yemeklik yağ alanlar olduğu doğru mu?"

“Doğru"  diyor bakkal.

“Şu ilerde oturan günlük kağıt toplayarak geçinen 5-10 müşterim var, onlar alıyorlar."

“Peki veresiye defterinde çok borçlu var mı?

En fazla borcu olan iki müşterinizin hesabı nedir?"

“Biri 200 küsur, diğeri 300 küsur lira.”

Gözleri dalıyor uzaklara!

“Biliyorsunuz buraları yıkıyorlar.

Kaç defa satıp gitmek istedim.

Ama her nedense son anda bozuldu iş.

Eşini kaybetmiş yaşlı teyzelerimiz var.

Satacağımı duyunca "Bizleri kime bırakıp da gideceksin." diye ağlayıveriyorlar.

“Peki "diyorum "Bu ağlayan teyzelerden en çok ihtiyaç sahibi olanın borcuna bir bakar mısınız?"

“90 küsur lira ."

“Tamam " diyorum, "Onun ve biraz önce ki teyzenin borcunu silin."

“Kusura bakmayın" diyorum mahcubiyetle "Keşke şu an yanımda daha fazla olsaydı da daha çok insanın borcunu karşılayabilseydim…"

“Olsun " diyor

“Yeri gelir insan 5000 lira da verir, yeri gelir 5 lira da. Ve yeri gelir o 5 lira 5000 liradan daha değerlidir."

“Keşke " diyor

“Bu ülkenin her bir insanı böyle, bir fakirin hesabını kapatsa, bu memlekette fakir-fukara kalmazdı."

“Kapınıza duası kabul olanlar gelsin her daim ve o dualar hürmetine iki cihanınız mamur olsun." diyor oradan ayrılıyorum.

Yolda giderken Avrupa’da geçen çocukluğum aklıma geliyor ve oralarda  yaşadıklarım.

Sadece 3 cent eksik diye 100 euroluk  alış-veriş sepetini boşalttıranların medeniyeti ile ;

Pazartesi sabahı bindiğim dolmuşta cüzdanımda verecek para bulamayınca mahçup;

"Kusura bakmayın şoför bey hafta sonu evde cüzdanı boşaltmışlar. Bir daha ki bindiğimde şoför arkadaşınıza iki ücret tevdi etsem " dediğimde

"Ne demek abla canın sağ olsun." diyenlerin medeniyetini düşünüyorum.

Ve sabah şehrin meydanında onca ayaza rağmen elinde ekmek ufaklarını güvercinlere serpen teyze geliyor aklıma.

Belediyenin Şefkat Evleri’nde kaldığını ve sabah namazından sonra sokak sokak dolaşıp çöp kutularının yanına asılan bayat ekmek poşetlerini topladığını söyleyen teyze…

“Çöpe atılan o ekmekleri eve getirip ellerimle ufalıyorum.  Sonra da gelip bu güvercinlere serpiyorum." diyen kendisi de fakir teyze.

“Bu ülke"diyorum

“Bu ülke iyilikler ülkesi, cömertlerin, ikram sevenlerin ülkesi."

En büyük şansızlığı bu ülkenin ve şu dünyamızın:

“Kötülerin gücü ve kötülüklerinin sesi o kadar yüksek perdeden çıkıyor ki."

Bir damla temiz su bir bardak necis pis suya katıldığında hiç bir şeyi değiştiremez iken;

Bir damla necis su ise temiz su ile dolu koca bardağın tüm berraklığını, iyiliğini, temizliğini hükümsüz kılıyor.

Bir zamanlar insanına, çevresine, kurduna-kuşuna iyilik için 26.000’den fazla vakıf kurmuş,

Kervansaraylar, Sadaka taşları, Mola taşları, Zimem defteri gibi nice güzellikler üretmiş bir koca Türk-İslam medeniyeti.

Batı’ya, kapitalizmin çarklarına yüzümüzü dönüp;

“Veresiyemiz yoktur. Lütfen teklif etmeyiniz!"e evrilmiş olsak ta;

Yüreklerimizde, sokaklarımızda, soframızda, soluk aldığımız havamızda, iyilik her yerde devam ediyor, inanın.

Sayıları azalsa da nice iyi yürekli bakkallarımız var hala mahallelerimizde. Veresiye (zimem) defterleri ile bekleyen.

Zamana inat bir damla iyilik olma derdinde.

Haydi gelin hep beraber o damlalardan biri olmaya.

Kötülüğün gücüne rağmen...

Ve o kadar çok çoğalalım, o kadar çok ki!

Sonun da çokluğumuz kötüyü ve kötülükleri hükümsüz kılsın.

 

Diş Hekimi Ayşe Konakcı

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 33 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Akif 17 Ocak 2020 Cuma  19:55

ALLAHIM böyle insanlar ın sayısını artırsın

Yorumu oyla      0      0  
Ali Hacihasanoglu 14 Ocak 2020 Salı  20:31

Allah razı olsun bir derdimizi dile getirdi inşaallah çözüm olacak kişiler de bulunur.

Yorumu oyla      0      0  
Arzu Çatal 22 Aralık 2019 Pazar  16:12

Ayşe hanım Allah yardım yapanı ve yardıma vesile olanı sever Allah razı olsun bu guzel yazınızdan dolayıda teşekkür ederim elinize gönlünüze saglık

Yorumu oyla      0      0  
Alaaddin kısa 16 Aralık 2019 Pazartesi  11:12

Anlatılanlar tamamen doğru.Ben o bakkalı tanıyorum.Gerçekten fakirler yaşıyor ve Bu bakkal öyle bir insan ki çocuklar tarafından bir şeyler gizlice alındığında onları görmezden geliyor ses çıkarmıyor.

Yorumu oyla      0      0  
Alaaddin kısa 16 Aralık 2019 Pazartesi  11:12

Anlatılanlar tamamen doğru.Ben o bakkalı tanıyorum.Gerçekten fakirler yaşıyor ve Bu bakkal öyle bir insan ki çocuklar tarafından bir şeyler gizlice alındığında onları görmezden geliyor ses çıkarmıyor.

Yorumu oyla      0      0  
htc saklan 10 Aralık 2019 Salı  12:49

Cok guzelbir yazi olmus. Eline saglik. Arkadasiim.

Yorumu oyla      0      0  
Ahmet AYDEMİR 9 Aralık 2019 Pazartesi  15:25

Çok başarılı bir yazı olmuş.

Yorumu oyla      0      0  
ayşe konakcı 9 Aralık 2019 Pazartesi  11:20

Selma Turan hanımefendi çok haklısınız.Bu yazıyı yazmamda ki niyet insanlara günümüzde hala veresiye satan bakkalların ve ordan veresiye yazdırıp alış veriş yapan fakirlerin hala olduğunu göstermek içindi.Eğer bu insanlara bir yardım eli uzanmasına ve sahip olduğu şeylerin değerini unutup sürekli şikayet eden insanlara farkındalık oluşturup bir tanesinin şükrüne sebep olabilmişsem üç kuruşluk hayrım aleme ilan edildiği için zayi olacaksa varsın olsun.Ameller niyetlere göredir der yüce Allah.Size bu hassasiyetiniz için çok teşekkür ederim.

Yorumu oyla      0      0  
Zekeriya ilkhan 9 Aralık 2019 Pazartesi  10:35

Kaleminize sağlık doktor hanım...

Yorumu oyla      0      0  
Amine Özcan 9 Aralık 2019 Pazartesi  08:44

Ablacığım allah razı olsun

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Ayşe Konakcı
Ayşe Konakcı
DEVELERİ DE VURURLAR ATLARI DA !
Ahmet Anıl Yılmaz
Ahmet Anıl Yılmaz
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Ebru Mut
Ebru Mut
RENKLİ FOTO
Prof. Dr. Meryem Uysal
Prof. Dr. Meryem Uysal
Prof. Dr. OKTAY YAZGAN
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (159. Bölüm)
Mustafa Yolcu
Mustafa Yolcu
TARİHİN ŞEREF LEVHALARI- 12
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SUNHABER
TWITTER'DA SUNHABER
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 06:13   İkindi 15:55
Güneş 07:53   Akşam 18:12
Öğle 13:13   Yatsı 19:41
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri