Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
Gaziantep'e şehit ateşi düştü
Gaziantep'e şehit ateşi düştü
Bakan Albayrak'tan İdlib şehitleri açıklaması
Bakan Albayrak'tan İdlib şehitleri açıklaması
Almanya'daki saldırıdan yaralı kurtulan Türk o anları anlattı
Almanya'daki saldırıdan yaralı kurtulan Türk o anları anlattı
“Aziz şehitlerimizin kanı hiçbir zaman yerde kalmadı, kalmayacak”
“Aziz şehitlerimizin kanı hiçbir zaman yerde kalmadı, kalmayacak”
Nikah dairelerinde ‘özel' gün yoğunluğu
Nikah dairelerinde ‘özel' gün yoğunluğu

Ebru Mut

RENKLİ FOTO
21 Ocak 2020 Salı

Her ne kadar güncelliğini yitirse de, basılı fotoğraflar hala bir çoğumuzun evinde geçmişten değerli birer anı olarak saklı durur. Bilmem kaç GB hafızalı akıllı telefonlar ve bütün hayatımızı sergilediğimiz sosyal medya ile tanışmadan önce, hepimizin fotoğraf albümleri vardı. Siyah beyazdan renkli fotoğrafa geçişin en nostaljik dönemleri o albümlerdedir.

Uzun zamandır incelemediğim eski fotoğraf albümleri gözüme çarptı evde, nasıl diyeyim, sanki bir ömrün resimli romanı gibi onlar. Küçüklük fotoğraflarım, vefat eden aile büyüklerimizin samimi ve güler yüzlü kareleri, eskiden oturduğumuz evler, kullandığımız eşyalar, çocukluğum, gençlik, eski radyoculuk günlerinden fotoğraflar…

Çocukluğumda en çok Alaeddin Tepesi’ne gitmişiz, zaten o dönemlerden hatırladığım şeyler tepedeki salıncaklı çay bahçesi ve Meram’ın yemyeşil ağaçlarıyla deresi. İki tane de Konya Fuarında fotoğrafım var, bir elimle annemin eline yapışmışım, diğer elimle de dondurmayı düşürmemek için külaha sımsıkı yapışmışım.

Bir de hafızamda kalan, Alaeddin Tepesi’nde şipşak fotoğraf çeken fotoğrafçı abiler…

Boyunlarına astıkları makinelerle “Foto, renkli foto” diye dolaşırlardı çay bahçelerinde. Renkli dediğimiz aslında öyle çok da ahım şahım fotoğraflar değil, biraz soluk renkli, hafiften flu.

Ama çekip hemen verirlerdi fotoğrafı, merakla bakardık nasıl çıkmışız diye. Şehir dışından gelen misafirleri Konya fuarına veya Alaeddin Tepesi’ne getirirmişiz, fotoğraflarda vatkalı gömlekler, permalı kıvırcık saçlar, İspanyol paça pantolonlar da o dönemin modası.

Şimdi akıllı telefonlar sayesinde hepimiz neredeyse birer fotoğrafçı gibiyiz. Her ânı fotoğraflayabiliyorsunuz, sosyal medya aracılığıyla da herkesin emmisini, dayısını, yengesini, bacısını fotoğraflarda görüp ailesiyle tanışmış olabiliyorsunuz.

Gazetecilerin bir özelliği de aslında olay anlarını iyi fotoğraflayabilmektir. Yani normalde böyle olması gerekiyor.

Ama şimdi bakın, hele pek çok kurumun basın müşavirlerinin çektiği fotoğraflar, Alaeddin Tepesi’ndeki abilerin şipşak fotoğraflarından beter.

Adam sağa bakıyor, makine sola. Toplantı sırasında fotoğraf alınmış ama adamların yarısının arkası dönük, yüzü dönük oturanlar da fotoğrafla hiç oralı değil, makineye bakan yok. Ben fotoğraf çekmenin detaylarını iyi bilmem, bu yüzden de pek fotoğraf çekmem. Ama gözümün bir ayarı, bir orantısı var. Arkadaşların çoğunda böyle bir kavram da yok anladığım kadarıyla. Bakıyorsunuz, fotoğrafın yarısı gökyüzü, insanlar minnak kalmış içinde. Onu gözünle orantılayıp çerçeveye almazsan, saçma sapan fotoğraf çıkar elbette. Işık ayarı vs zaten hak getire.

E bunu gazeteye mizanpaja alırken bu şekliyle alamazsınız, burada iş grafikerlere düşüyor. Ve en çok da onları uğraştırıyor fotoğraflar.

Cep telefonuyla fotoğraf çekilip mesajla atılıyor, çok mu iyi oluyor?

Hayır. Çözünürlüğü düşüyor, kalitesi düşüyor. Sonra da “Haberim iyi çıkmamış” diyorlar, çıkmaz tabii. Sen bize kaliteli malzeme vermezsen, biz de kaliteli iş yapamayız. Fotoğraf, makineyle çekilir.

Çok önemli anlar vardır veya anlık, saniyelik olaylar. “O an” fotoğrafları. Çoğu aceleyle çekilmiştir, önemli detay kaçmasın diye fotoğraf anlık alınmıştır. Buna diyecek bir şey yok.

Ama, abiler oturmuş orada önemli şeyler konuşuyor, toplantı yapıyor veya birileri masa başında açıklama yapıyor: Fotoğraf almam gerekiyor diye 5 saniyeliğine izin istersiniz, o sırada herkes toparlanır zaten. Çekersiniz. Bunun adı da haberin fotoğrafı olur.

Eski fotoğraflara bakınca siz neler hissediyorsunuz bilmiyorum ama ben çekildiği dönemin ruhunu ve samimiyeti hissediyorum. Doğallık, gülen yüzler. Sahte olmayan her şey, o fotoğraflarda. Siyah beyaz fotoğraflarda bile çok farklı bir ruh hali var, fotoğrafta bulunan kişiler orada, o koltukta veya o resmin çekildiği yerde hala yaşıyor gibiler.

Çocukluk günleri bile olsa, yaşayan ve yaşatan fotoğrafların karelerinde olduğum için kendimi şanslı sayıyorum.

Şimdikiler gibi, “Masayı da çekelim, yediğimizi de resmin içine alalım” kaygısı taşımayan fotoğraflar.

Yapmacık el ele tutuşmalardan uzak, gösterişten uzak, öylece, olduğu gibi insanı yansıtan fotoğraflar.

“Foto, renkli foto…”

 

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Fatma İnanan 21 Ocak 2020 Salı  16:14

Eskilerin fotolari simdikilerden daha ciddi. Çünkü poz hakkiniz az. En guzel sekilde idare etmek zorunda. Ayni eskilerin hayatindaki herseyi daha duzenli daha ozenli kullanmak zorunda oldugu gibi. Simdi poz hakkiniz cok . Olmadi sil bi daha. Hal boyle olunca sacmalama hakkimizda cogaliyor. Samimiyetten sacmalamaya gidiyor. Guzellikten gösterişe gidiyor. Sonra bi anda telefon bozuluyor. Hepsi siliniyor. Hatiradan hatirlanmamaya gidiyor. Hersey cok, hersey anlamsiz oliyor....

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Ahmet Anıl Yılmaz
Ahmet Anıl Yılmaz
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Elif SARITAŞ
Elif SARITAŞ
HZ.MEVLANA'NIN HAYATI VE ESERLERİ
Ebru Mut
Ebru Mut
İNTERNET HABERCİLİĞİ
Prof. Dr. Meryem Uysal
Prof. Dr. Meryem Uysal
BİR ZAMANLAR HACIOĞLU PAZARCIĞI (DOBRİÇ / BULGARİSTAN)
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
Ön Dört Şubat Sevgililer Günü
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (165. Bölüm)
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SUNHABER
TWITTER'DA SUNHABER
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 05:50   İkindi 16:19
Güneş 07:26   Akşam 18:42
Öğle 13:14   Yatsı 20:08
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri