Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
Siirt’te arazi kavgası kanlı bitti: 2 ölü, 1 yaralı
Siirt’te arazi kavgası kanlı bitti: 2 ölü, 1 yaralı
Fındık işçileri yemekten zehirlendi
Fındık işçileri yemekten zehirlendi
'Lübnan'daki patlamada iki vatandaşımız hafif şekilde yaralandı'
'Lübnan'daki patlamada iki vatandaşımız hafif şekilde yaralandı'
Malatya'da 4,8 büyüklüğünde deprem!
Malatya'da 4,8 büyüklüğünde deprem!
3 yaşındaki Sidar maganda kurşunuyla hayatını kaybetti
3 yaşındaki Sidar maganda kurşunuyla hayatını kaybetti

Erdal Handemir

HAYATIMIZ ENERJİ
6 Temmuz 2020 Pazartesi

Kainatın yaratılışından, kainatın sonuna kadar bir enerji döngüsü içerisindeyiz. Evrenimizin oluşumu büyük patlama ile ortaya çıkan yüksek enerji sonucudur.
        Bildiğiniz gibi; bize okul hayatımız boyunca öğretilen şey; “maddenin yapı taşı atomdur” cümlesiydi. Bu kesinlikle doğru. Fakat bilim sınır tanımıyor ve asla elindekiyle yetinmiyor.

Madde atomlardan oluşur. Peki, atom neyden oluşuyor?  İşte bu sorunun cevabı insanları çok şaşırttı. Çekirdeğin içinde “Kuark” denen enerjiler var. Bu enerjiler ise sürekli titreşim halinde ve belirli frekanslar halinde sinyaller gönderiyor.

Aslında madde olarak gördüğümüz katı cisimler tamamıyla enerjiden oluşuyor. İnsanoğlu ise  enerji  ve enerji frekanslarıyla dolu bir varlık. Bizler de çevremize olumlu ve olumsuz düşüncelerle pozitif ve negatif enerji yayarız.

Evet, evet biz aslında enerji denizinde yüzüyoruz…. Evrende her şey enerjidir ve her enerji kendisine benzeyen diğer enerjileri çeker.

Çekim yasası evrenin en temel yasalarından biridir. Evrende makro düzeyde gezegenler, yıldızlar birbirini çeker, mikro düzeyde ise bir atomun yapısında atomun çekirdeği elektronlara çok hassas bir çekim gücü uygular ve çekim gücü sayesinde atom dağılmadan var olabilir. Evrenin her biriminde çekim gücü vardır.
              Kuantum fizikçileri evrendeki her şey enerjiden oluştuğunu kanıtladı. Maddenin en küçük birimi enerjidir. Peki, çekim yasasının bu enerji kavramı ile ilişkisi ne? 

Yaşam Enerjimizi Artırmanın Yolları

Huzurlu, keyifli, mutlu, coşkulu bir hayat yaşamak için; yaşam enerjimize sahip çıkmayı ve mükemmel kullanmayı öğrenmeliyiz.

Bazı günler sabah uyandığımızda içimiz kıpır kıpırdır ve coşku doludur. Aslında bunun olmasını sağlayacak herhangi bir sebepte yoktur. Ama biz çok mutluyuzdur. Böyle günlerde işyerindeki sıkıntı, trafik, yada herhangi bir tartışma bizi yıldıramaz, sinirlendiremez, üzemez, dertlendiremez. Böyle başladığımız günlerde kendimizi adeta Süpermen gibi hissederiz. Güzel olaylar neşemize neşe katarken, sıkıntılı olayları pas geçmeyi tercih ederiz.

İçimizdeki bu güç, hissettiğimiz sevinç ve duygu yoğunluğu; yaşam enerjisinin ta kendisidir.
“Bugün çok enerji doluyum.”
“Kendimi çok enerjik hissediyorum.”
“Bugün bomba gibiyim.”

Hepimiz yukarıdaki kelimeleri kullanmışsınızdır. Peki nedir bu hissettiğimiz enerji? Nereden geldi? İçimize nasıl girdi? Neden kendimizi hep böyle hissetmiyoruz?

            Fizik kanunlarıyla açıklana- mayan, tanımlanamayan bu enerjinin beyne bağlı bir enerji değil, bütünsel varlığımıza ait bir enerji olduğu ve yayıldığı iddia edilmektedir. Bu enerjinin fiziksel duyularımızla algılanmamasına rağmen bir duyu-üstü yeteneğimizle varlığının hissedildiği söylenir. Bu fiziksel olmayan enerji zihin tarafından yoğunlaştırılıp, yönlendirilebilir.

Etrafımızdaki insanlardan o günkü duruşlarından bu enerjiye ne kadar sahip olduklarını anlayabiliriz. Kişiler vardır bazı günler ışık saçar, o zaman bu insanlar yaşam sevinci ile doludurlar. Böyle insanlara çekilmemiz, yakın olmak isteyişimiz bundandır.

Hayat Enerjisini Nasıl Açıklayabiliyoruz?

Öncelikle yaşayan her varlıkta bu enerji mevcuttur. Gün içinde bu enerjiyi pek çok şekilde kullanırız, tüketiriz. Ama sistem içinde yaptıklarımızla tekrar bu enerji ile dolarız yani bir anlamda kendimizi sürekli şarj ederiz. İhtiyacımız olan bu enerjinin büyük bir kısmını,  uyuduğumuz sırada alırız. Bu sebeple iyi, kaliteli bir uyku hayat enerjisi ile dolmamız için önemlidir. Gün içinde yaptığımız eylemlere bağlı olarak da yaşam enerjisi ile dolmamız mümkündür. Çevremizdekilerle güzel sohbetler olumlu paylaşımlar, coşku ve istekle yaptığımız her şey bize yaşam enerjisi olarak geri döner.

Enerji türleri ele alındığında ve incelendiğinde, fizikçiler ultraviyole ışığının enerjisini şu anki imkanlarla açıklayamamaktadırlar. Bu sebeple bunun ötesindeki bir alanda oluşan, titreşen bu  enerjiyi ancak metafizik ile açıklayabiliyoruz. Bu enerjiyi şu anki bilincimizle fiziksel anlamda üretmemiz mümkün değil.

Fizik ötesi olan bu enerji ile nasıl doluyoruz, bir bakalım.

Bu enerjinin ana kanalı nefestir. Aldığımız doğru nefeslerle her an kendimizi bilinçli bir şekilde enerji ile doldurmamız mümkündür.

Yaşam gücü enerjisinin bedende çakralar adı verilen bir dizi enerji merkezi boyunca hareket ederler. Çakralar huni gibidir ve evrendeki sonsuz enerjiyi emerek bedenimize yansıtır.

Çakralar gözle görülmeyen güçlü elektrik alanlarıdır. Çakralardan biri ya da daha fazlası tıkanmışsa veya dönüşü yavaşlamışsa yaşam enerjisinin dolamayacağı söylenir. Bunun sonucunda da hastalıklar ve yaşlılık ortaya çıkar. Bu sebeple çakralarımızın açık ve hızlı dönüşü yaşam enerjimizi iyi kullanabilmemizin şartlarından biridir.
Einstein’ın uzay ve zamanın doğrusal değil, görece olmasını saptamasından sonra, yani “izafiyet teorisi”nin ortaya çıkmasından sonra, sonsuz olasılıklar kapısı insanoğluna açıldı.

Bu teorinin en önemli sonuçlarından biri de enerji ile maddenin birbirlerinin yerini tutabileceği sonucudur.
Bazen öyle insanlarla karşılaşırız ki, hiç elektrik alamadım, yanında çok huzursuz oldum, deriz. Hiçbir ışıkları yoktur. Bir an önce yanlarından uzaklaşmak isteriz. Bazen de öyle insanlarla karşılaşırız ki, etraflarına ışık saçıyorlardır. Bu iki tip insanın yaşam enerjileri bilinç seviyeleri ile doğru orantılıdır.
Eksikliği ruhsal ve fiziksel hastalıkların temelini oluşturabiliyor. Yeterli miktarda aldığımız ve düzenli aralıklarla aktive ettiğimiz takdirde fizik ve ruh sağlığımızı korumamıza ve güzelleştirmemize olanak sağlıyor.

Bol yaşam enerjili, coşkulu ve pozitif enerjili bir yaşam diliyorum.

Eğitimci Yazar
ERDAL HANDEMİR

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
Kurbanın bazı hikmetleri
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (190. Bölüm)
Erdal Handemir
Erdal Handemir
MEKTEP AÇILIYOR
Prof. Dr. Meryem Uysal
Prof. Dr. Meryem Uysal
Prof. Dr. Ahmet GÜNCAN
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
Kurban Bayramı Geliyor Işıkları Kapat
Mustafa Yolcu
Mustafa Yolcu
BU TARİH UNUTULUR MU?
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SUNHABER
TWITTER'DA SUNHABER
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 03:56   İkindi 16:56
Güneş 05:49   Akşam 20:05
Öğle 13:07   Yatsı 21:42
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri