Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
Uyuşturucuyu peruğunun altına gizlemiş
Uyuşturucuyu peruğunun altına gizlemiş
Azerbaycan, Ermeni ordusuna ait hedefleri vurmaya devam ediyor
Azerbaycan, Ermeni ordusuna ait hedefleri vurmaya devam ediyor
Tartıştığı arkadaşını bıçaklayıp öldürdü!
Tartıştığı arkadaşını bıçaklayıp öldürdü!
İzmir'de FETÖ'nün hücre evlerine baskın: 23 gözaltı
İzmir'de FETÖ'nün hücre evlerine baskın: 23 gözaltı
PKK/KCK'ya şafak operasyonu
PKK/KCK'ya şafak operasyonu

Ebru Mut

20 YILLIK HİKAYE
11 Ocak 2020 Cumartesi

Sene 2000-2001 arası…

O zamanki görevim radyo sunuculuğu, Konya FM’de programlar hazırlayıp sunuyorum. Güzel de bir ekibimiz var. O dönem “Millenyum Yılı” olarak adlandırılmıştı. ‘Milenyum çağına girdik’ diye aramızda espriler dönerdi.

Hatta bir tavuk firması “Bir baba hindi, milenyuma girdi” sloganıyla takvimler bastırmıştı, bir tanesi de bizim evin mutfağında asılıydı.

Serdar Ortaç’ın kliplerinde yanar döner renkli disko topları kullanılırdı, kıyafetleri metalik renk. Millenyum deyince uzay çağının ortasına düşmüş gibi, ayrı bir havaya bürünmüştü tüm ülke.

Pop müziğin belki de en kaliteli şarkılarının yapıldığı bir dönemdi. 90'lı yıllarda başlayan Türkçe pop akımı 2000'lerde zirve yaptı. 90’lar zaten başlı başına efsane bir dönemdi. Bugün en çok dinlenen pop şarkıcılarının ilk parladığı dönemlerdi.

Hande Yener “Yalanın Batsın” şarkısıyla zirvelerdeydi, radyoda yapılan istek programlarında 4 telefondan ikisi o şarkıyı isterdi.

Sabit telefonlar ve faks cihazı bizim elim ayağımızdı. Sosyal medyayla henüz kimse tanışmamıştı. Program sırasında telefonun sesini kısardık çünkü inanılmaz bir radyo tutkusu vardı insanlarda, sürekli çalardı o telefonlar. Çarşaf gibi faks çekerlerdi programa, özellikle sanayide çalışan firmalar çok severdi radyo dinlemeyi. Reklam vermişlerse ayrı bir dikkatle dinlenirdi. Reklamlar kendi yapımlarımızdı, kendi stüdyolarımızda kendi seslerimizle nefis işler çıkartırdık. Çok reklam metni yazardım, seslendirmenin her çeşidi vardı.

Öyle ki bir reklamda sanayide çalışan kalfa sesi olarak kendi sesimi kullanmıştım. Evet yanlış duymadınız, erkek sesi. Çünkü reklam metnini öyle yazmıştık, ben özellikle böyle bir senaryo hazırlamıştım. Firmaya dinlettik, beğendiler. Reklamı yayına girdik, acayip ilgi çekti.

O zaman yerimiz Hazım Uluşahin İş Merkezindeydi. Hep dile getireceğim, hiç yazma sırası gelmemişti, şimdi paylaşayım sizlerle. Öğle yemeğini bazen dışarıdan yerdik, bizim meşhur bir mantarlı tavuklu sandviççimiz vardı, Uluşahin Asma Katta. O sandviç bize çok tatlı gelirdi, içini açsanız her şey var, belki yapan adam bile içinden çıkacak sandviçin, o derece. Fakat aradan yıllar geçmesine rağmen, hala o tadı unutmadım, birlikte karnımızı doyurduğumuz ekip arkadaşlarımı hiç unutmadığım gibi.

O zamanlarda, şimdiki gibi şarkıları sıralayıp paket halinde yayınlamak pek yoktu, bunu yapmazdık. Özel programlar hazırlanırdı radyo için, hemen hemen hiçbir programda boş müzik yayınlamazdık. Eğitici, eğlenceli programlar, farklı yarışmalar yapılırdı.

Peki, beni bir radyo stüdyosuna ilk olarak çekip getirenin ne olduğunu biliyor musunuz?

Radyoda yayınlanan bir yarışmadan kazandığım kitap.

Yıl 1994. 

Bu kitabı almak için radyoya geldim. Geliş o geliş, “Ben radyoda sunuculuk yapmak istiyorum” dediğimde sağolsunlar, bana fırsat verdiler. Muzaffer Görür, Mustafa Çevik hocam, Sinan Çevik, Hidayet Çakır…Benim medya sektöründe temellerini attığım Konya Fm’in değerli patronları, müdürleri. Yaklaşık 6 yılım radyo mikrofonlarında geçti, ne anılar, ne insanlar biriktirdim. Karşıma çıkan herkes, her şey bana neler öğretti, neler.

Çantanıza dolduruyorsunuz, ceplerinize dolduruyorsunuz öğrendiklerinizi, yavaş yavaş çıkmaya başlıyorsunuz basamakları. Attığınız temeli bir binaya çevirinceye kadar, tuğlaları tek tek örüyorsunuz, merdivenleri kendiniz diziyorsunuz. İstemek önemli, önce Allah’tan istiyorsunuz, diliyorsunuz, sonra aldığınız o güçle hareket ediyorsunuz. Basamakları çıkarken, gördüğünüz tanıdığınız insanlara dikkat ediyorsunuz. Buraya kadar bahsetmediğim tek bir şey kaldı, o da para.

Neden bahsetmedim? Çünkü bu işe başlarken, “Acaba ben bu işten ne kadar para kazanırım” hesabını hiç yapmadım. Ama çok şükür, çalıştıkça rızkı veren Allah. Bir dönem seslendirme piyasasında çok güzel işler yapmıştık o zamanki Konya’da bulunan ajanslarla. Zaten çok fazla değildi sayıları ama iyi işler çıkardı o zamanki şartlara göre. Şimdi herkeste bir İstanbul ajansı sevdası, haliyle biz unutulduk. Ama bilmezler ki, ben bu sesi saksıda yetiştirmedim. Bir taraftan sunuculuğa spikerliğe ısınırken, bir taraftan da daha iyisini nasıl yapacağımı düşündüm. Bu ses eğitimlerini aldı, diksiyon, şan, fonetik. Haber sunmak için ayrıdır, seslendirme veya program sunmak için ayrı eğitimleri vardır. Başınız ağrımasın, burayı uzatmayacağım.

Demek istediğim şu, o yıllarda her şeyin bir kıymeti vardı. Sesimizin, yaptığımız işin, adımızın, mesleğimizin… Kıymet verilirdi, emeklere değer verilirdi. Evet, 20 yıl önceydi bunlar. Çok özlüyorum elbette o yılları. Fakat geçmişle bugün arasında kurduğum köprü öyle deniz kumuyla değil, beton temellerle ayakta. İnşallah gelecek güzel günlere de ulaştıracak.

Allah herkesin yolunu açık etsin, hepimiz için en hayırlısını dilerim.

Sevgi ve saygılarımla.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Ahmet Anıl Yılmaz
Ahmet Anıl Yılmaz
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Mustafa Yolcu
Mustafa Yolcu
BİR SUBAYIN HATIRASI
Ebru Mut
Ebru Mut
TELEVİZYON
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
Ciğer kebabı…
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (200. Bölüm)
Mustafa Çağlayan
Mustafa Çağlayan
Mesafeli Sözleşmeler
ANKET
Pandemi sürecinde belediyelerin çalışmaları yeterli mi?

Yetersiz
Yeterli
Fikrim yok

Sonuçları göster Anket arşivi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SUNHABER
TWITTER'DA SUNHABER
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 05:02   İkindi 16:10
Güneş 06:38   Akşam 18:42
Öğle 12:50   Yatsı 20:06
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri